Aptal işimden ve işlerimden vakit buldukça yazmak istiyorum ama bu hiç de kolay değil. Umursamazlığım sayfama da yansıyor artık, vurdumduymazlık değil ama sadece umursamazlık…

Az önce TVde Orhan Pamuk’u izledim, hayatımda bu kadarilginç bir yazar tanımamıştım, bir yazar bir üniversitede eğitim vermez, bir yazar aldığı ödüllerden gururlanmaz, bir yazar hele hele bir üniversitede resim ile kelimeler arasındaki bağ, ana teması olan bir ders anlatmaz, anlatamaz! Bu kadar acizbir dersi alan Columbia University li öğrenci topluluğundan da ancak Pamuk kadar beceri beklenebilir.Yazar olmayan bir insanın nobel alması, böyle eğitimler vermesi de aslında şaşılacakbir durum değil.Kendisinin Türkçeyi konuşamadığına da her cümlesinde şahit olabilirsiniz.Mübalağalar,toplum bilimine popülist acıklı yaklaşım,aykırı görüşler ile işlenen sanata ne denir ben bilmiyorum. Bilen varsa okusunünlü romancıyı.Kendisi ve hayranlarına hayatta başarılar diliyorum.

Bir arkadaşım var, heralde O’nun bahsettikleri karşısında Pamuk edebi alanda eline şeker verilen şımarık bir çocuk kalırdı. Oysa o benim sadece arkadaşım, nobelde almadı, eğitimde vermiyor.

Alexandre Desplat, The Painted Veil de dahil bir çok filmin soundtrack albümlerini yapmış bana göre bir deha, genel görüşe göre bir sanatçıdır. Bu da onlardan birisi “Birth” Yaptığım şeyler ya da yapmadığım ama düşündüğüm şeyler üzerine rastlaşmalar devam ediyor. Hızla dünyanın tüm varlığını koklamaya devam ediyorum, “koşarak karanlık tünellerden geçiyor”, üzerimden sıyrılan yorganın hissettirdiği üşüme hissiden kurtuluyorum zira annem üzerimi örtmüş bile.

Lütfen aşağıdaki videoyu çok iyi izleyelim, müziğin ritmini yakalayalım, gözlerinizi de en az kulaklarınız kadar açın,kulaklarımızı duymak için değil anlamak için açalım. Birşeyler anlamanız gerekiyor duyduklarınızdan, işitme debir iletişim dilidir, tıpkı konuşmak gibi…

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video

Ayrıca bknz: Proxy Link http://www.ktunnel.com/index.php/1010110A/6c3e8f57c4fcec93f7b274329fc0b674d6b550bc21dc3fbf911c889d4fa480e6394bac0a6ef0614f17280

,

Geç kaldım, kabul ediyorum…

Çok uzun zaman olmasa da listemde en üst seviyelere çıkan nadir gruplardan King of Convenience, özellikle Misread ile başlayan heyecanlı yolculuk Know-How ile devam ediyor… Şu sıralar gece gündüz sınavlar ve projelerle ilgili aşırı bir motivasyona ihtiyacım var ve bunu en iyi Know-How ile giderebiliyorum, ama çok sık dinlediğim için kendime kızıyorum :) Eski bir VJ’in dediği gibi, en sevdiğiniz şarkıları dinlemeyin, onları rafa kaldırın ve orada bir süre bekletin ve aradan belli bir zaman geçince tek tek ama nadiren dinlemeye başlayın. Kesinlikle sık sık dinlemeyin demişti, haklıydı tabi.

Misread‘in klibini izlediniz mi bilmiyorum ama aşağıya sizin için koyuyorum… Bazen birileri sıradışı birşeyler yapar ve hiç beklenmedik şekilde etkilenirsiniz, çünkü beklenmedik şeyler ortaya koyar beklenmeyen oluşumlar… İşte Misread klibi de öyle birşey, uzun uzuun üzerinde düşünmenize sebep.

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video

Antonio Vivaldi… Hani 80s dinliyoruz ya, hani nostalji yapıyoruz… Bu başka birşey, bu başka bir zekâ, bu başka bir ilham… Çocuklara klasik müzik dinletmenin zekâyı geliştirdiğinden söz edilir; çocukların zekâsı yetişkin bir insanın zekâsından oldukça üstündür zaten ki çocuk o sırada müziği sadece duyarak dinler yani hissetmez, velhasıl kulak vermez… Yetişkin bir insan da kulak verse de o çocuğun duyduğu kadar hissedemez o ruhu zira bu sefer de zekâ ve algılama ile ilgili sorunlar ortaya çıkmıştır :) Sadece biraz çocuklaşın.

Seneler, aylar, günler ve saatlere göre müzik tarzım değişiyor, hatta dakikalara göre bile zira hızlı ve değişken bir yaşamınız varsa (tabi işiniz dışında) dakikaları bırakın, saniyelerle bile senelerin tecrübesini yakalayabiliyorsunuz bazen… Keyfim yerinde, gururlu vakitlerdeysem bir başarının ardından Les Quatre Saisons’dan L’Hiver - Allegro inanılmazdır… Hastaysam, yorulduysam, ruhumun bir güce ihtiyacı varsa L’Été - Presto’dan iyisi bulunmaz… ve kendimi bir şef gibi hissediyorsam Concerto 2 Trompettes & Orchestre en Do Majeur - Allegro dur bütün olay… ve eğer üzgünsem, canım yandıysa Cordes en Sol mineur ile birlikte yine Les Quatre Sainson L’Hiver- Allegro beni dindirebilir…

Vivaldi ayrı bir dünyadır, uzaydadır belki de bu galakside bile değildir… Klasik müziği gerçekten seviyorsanız ya da bir zamanlar dinlemiştim tarzında yaklaşımlarınız mevcutsa hala Vivaldi aklınızı başınızdan alacaktır ancak onu çok ama çok iyi dinlemelisiniz, bir ilahi dinler gibi…

Amy ile ilgili 3. yazım ve nerdeyse hepsinde de endişeleniyordum onun adına ve olan oldu… Uyuşturucu bulundurmaktan Londra Polisi tarafından tutuklandı. Açıkcası üzücü bir haber olmasıyla beraber birazda sevindirici zira bayan “doz” pek uslu duracağa benzemiyor…

Kesinlikle en iyisinden söz ediyorum… 2007-2008 arasında en çok satılan albüme imza atan, aynı zamanda gelmiş geçmiş en çirkin yıldızlardan birisi; Amy Winehouse ve dört gözle Türkiyeye gelmesini ümid ediyorum…

Klasik müzik, 80s, rock, jazz-blues, country, new age ve electronic’e kadar nerdeyse tüm müzik dallarıyla ilgileniyorum ve her birinden ayrı bir yıldızım mevcut ancak tam olarak ortalama müzik tarzım “back to black” ve “you know then i’m no good” ile Amy tarafından yansıtılıyor… MSN tarafından harika bir kalitede sunulan konserini izleyebilir, kendinizden geçebilirsiniz…

Sevgili Umut Aydın`a uzaklardan sesleniyorum; 1 aydan tezi yok ”Everbody wants to rule the world” slogani ile bir 80s Party gerekiyor ki bu yasadagimiz ya da sadece yasadagimiz buyuk sehrin, essiz sokaklarinin, gecelerinin, isiklarinin, insanlarinin yuzlerindeki ifade bir anlam kazansin. Biz ”gericiler” her ne kadar gunun muzikleriyle kendimizi avutsakda senin dedigin gibi ”o sarki” duyuldugu anda zaman sanki yenilere inat yavasliyor, hatta nakaratlarda dans ederken durabiliyor…

Sabirla bekliyor, bisikletimle tirmanmaya devam ediyor; seni seviyoruz…

Grammy’nin kuşkusuz en havalısı, en sıradışısıydı… Dolayısıyla ödülleri sildi süpürdü, ama ben hala hayatından endişe ediyorum ki böyle parlayıp, tam yükseklere çıkacakken sönen yıldızların hikayesine dönüşmesine ramak kaldı. Amy Winehouse’dan bahsediyorum, İngiltere’den çıkan en büyük yeteneklerden birisi, aynı zamanda bir uyuşturucu bağımlısı… Malesef bırakması oldukça zor gibi artık…

Tabiiii benim değişmeyecek olan favorim, sesinin üzerine tartışmayacağım, güzeller güzeli, R&B’nin mihenk taşı! Alicia Keys!!!!

 Tabi ki bu sene de ödülünü alarak adını Grammy tarihine bir kez daha yazdırdı…