Sandra’yı buraya koymadan başıma birşey gelseydi, heralde gözüm açık giderdim…

Gelmiş geçmiş en iyiler listemde ilk 10 içerisindeki 80s’e ait 3 şarkıdan birisi “Maria Magdalena!” Almanya’da 2004 senesinde yeniden sahneye çıkıyor Sandra ve tabii beklenen şarkı! Maria Magdalena… Üstelik tüm çekiciliği, dansı, 80′lerdeki kızların pembemsi ama hırçın duruşları, kesinlikle kendilerine has tarzları, hala Sandra’da bunların esintilerini rahatlıkla görebiliyoruz.

İşte karşınızda…
You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video

Bu arada belki merak edersiniz; Maria Magdalena nedir? kimdir?

Maria Magdalena üzerinde neredeyse bizim Yalçın Küçük bile rivayette bulunacak, öyle sansasyonlu bir kişilikti… Kendisi recm edilmek üzereyken Hz. İsa tarafından kurtarılan bir fahişeydi vakti zamanında… Velhasıl Hz. İsa’nın onu kurtarabilmek için gözü dönmüş kalabalığa “İlk taşı hiç günah işlemeyeniniz atsın” demesi nasıl açıklanır, kelimeler yeter mi bilemiyorum…

73921.jpg

Hakkı Devrim geçen dün “dejavü” demiş. “Daha önceden görmüştüm ben bu filmi” sendromu diye de çevirebiliriz, Tam o histeyim.

Groundhog Day diye bir film vardı. Kendimi o filmdeymiş gibi hissediyorum. Salak saçma bir kasabaya haber yapmaya giden kendini beğenmiş bir hava durumu sunucusu yollar kardan kapandığı için ekibiyle beraber o gece o kasabada kalmak zorunda kalır ve sabah uyandığında fark eder ki dün sabaha uyanmıştır yine!

Ve bu yollar açılana kadar bir hafta (veya on gün veya bir ay. hatırlamıyorum şimdi) boyunca tekrarlanır. Her gün aynı sabaha uyanır.
Bana da 25 yıldır aynı sabaha uyanıyorum gibi geliyor. Üsküdar’da cumaları kapanan dükkanlar, din dersinde sınıfta namaz kılmalar, okullardaki mescitler, okula türbanı sokmaya çalışmalar, ramazanda kapanan lokantalar, sınırından alkol girmeyen taşra kentleri…
25 yıldır aynı haberler.

Haluk Şahin’in köşesinde bir kadın yana yakıla yakınıyor: Kızı şehrin en “elit” okulunda okuyormuş (en elit okulumuz hangisi acaba? Bu da ayrı bir merak konusu) din dersinde kızına şarap içmenin haram olduğu öğretilmiş, kızı da gelmiş akşam “hepiniz cehenneme gideceksiniz” demiş. Zira onlar tam o sırada belli ki bir Sarafin lüpletmekteymişler. (Sarafin benim fantezim) Gitmişler okula “çağdaş din eğitimi istiyoruz” demişler, (ne demekse?) “elit” okul o adamı kovmuş, yerine başka din hocası gelmiş. Aman tanrım o da aynı şeyi öğretmiyor muymuş? Üstelik de kendini savunuyormuş. Ülke nereye gidiyormuş.

Sayın Kenan Evren ve askeri darbemizin ennnnn güzel hediyelerinden biri olarak (paradoksa bak paradoksaaa!) din dersi 1982 yılından beri zorunlu bir ders ve 1982 yılından beri de evet aynen bunlar okutuluyor. Zira din dersi demek “dünya dinleri dersi” demek değil “İslam din dersi” demek. İslam din dersinde de şarabın günah olduğu söylenmeyecek de NE söyleyecek Allah aşkına?

Anlamadığım şey şu: Bugüne kadar, yani yaklaşık olarak 26 yıldır, neredeydiniz?

Geç doğurduğunuz çocuklarınız okula başlayınca mı ülke gerçekleri birden batmaya başladı?

Yıl 1985; benim ortaokul lisemde mescit VARDI! Yıl 1986; benim ortaokul lisemde cumaları namaz saati dersi terk etmek SERBESTTİ! Yıl 1987: Din dersi sözlüsünde başımı bağlayıp sıra üzerinde NAMAZ KILDIM! Yıl 1988: sınıfın azgınları beni aforoz etme hakkını ve gücünü GÖRDÜ. Yıl: 1989: Güya beni aforoz eden düdüklerin HEPSİ namazı niyazı bırakıp bildiğin normal Türk olarak hayatına devam etti.

O zaman Hürriyet gazetesinin ilgisi çekmiyordu bunlar. Uyuz taşra haberleriydi. Haber bile değildi. Ama 25 yıldır aynı lafı işitiyoruz: Ülke nereye gidiyor?

Ülke nereye gittiyse çoktan gitti aslında. Ama kaynar sudaki kurbağa gibiyiz. Ülke hâlâ başka yerlere de gidecek sanıyoruz.
Mesele de bu. Gitmemiş olduğumuzu sanan bir takım çokumutlular var. Hüsnükuruntulular. Wishfull Thinking’ciler.

Gittik çoktan. “Oraya” doğru gidiyoruz dediğiniz yerdeyiz. Yarın çoktan bugün. Malezya İran falan değil. Bildiğin Türkiye. Türkiye’nin iyi bir yerde olduğunu düşünen ve bunu kaybedecekleri için çok kaygılanan insanların hatası burada. Türkiye hiçbir zaman sandığınız gibi aydınlık, serbest, rahat, özgürlükçü bir yer değildi ki! Atatürk zamanında da değildi, İnönü zamanında da Menderes zamanında da..

Sadece sizler çok uzaktınız oralara. Tek fark: Uzaklar dibinize geldi. Bir taşralı olarak bunu derim, bunu bilirim.

Tuğçe Baran

O yollardan çok geçtim… Üstelik otobüs yolculuklarının verdiği basınçlı, sıkıntılı atmosferden kurtulmanın heyecanı ile tren serüvenlerim başlamıştı. Zevkliydi, rahat rahat kalkıp, biraz yürüyüş yapabiliyor uzun koridorlarda ya da vagonlar arasında dışarıya dalabiliyordum… Ama arkama, içkisini içip gelen bir yaratık olunca kokusundan oldukça rahatsız olabiliyordum.

Bilemiyorum ancak ortalama 18 kez, bu raylar üzerinden bu tren ile geçmişimdir. Bir kez daha şükürler olsun ki böyle bir kazaya denk gelmedim. Ölen vatandaşlara Allah rahmet eylesin.

Bu arada çok yakın bir arkadaşım bugün tren biletini almaya giderken ki bu trene binecekti daha sonra ki seferlerinde, son anda haberi duyuyor ve iptal ediyor… Benimse uzuuun zamandır yolum düşmüyor.

Aşağıda gördüğümüz ekip Exedra e-Business Solutions firmasının Ülker, Tüpraş, M.E.B. gibi kurumlara MOSS projeleri yapmış, iş süreçlerinde büyük kazanımlar sağlamış, kurumsal zekânın en iyi örneklerini sergilemiş çekirdek kadrodur diyebiliriz. Dün Microsoft’da ilk olmasına rağmen teknik başarının getirdiği destek ile iyi bir sunum yapıldığını düşünüyorum.

Sektörün en önemli firmalarından, uzman arkadaşlarımız oradaydı. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir sunumdu ve eminim gelenlere şimdiden fayda getirdiği aşikâr.

Exedra

,

İngiltere’de Brighton Üniversitesi’nde başlayan bir tartışma çağımıza damgasını vuran ‘google’ arama motorunu hedef alıyor. Uzmanlara göre bilgiye ‘google’ yoluyla ulaşmak tıpkı fast food yemeklerle atıştırmak ya da beyaz ekmek yemek gibi. Medya uzmanı Tara Brabazon yaptığı çalışma üzerine bütün öğretmenleri ve profesörleri öğrencilerinin google kullanması konusunda uyaracağını söyledi. Çünkü Brabazon’a göre, yeni nesil öğrenciler bilgiyi nereden geldiğini bilmeden ve üzerinde düşünmeden kullanıyorlar. Bu da, onların beyinsel faaliyetlerini ve düşünme kapasitelerini köreltiyor. Brabazon, kendi öğrencilerine okuldaki ilk yıllarında google ve wikipedia’yı kullanmayı yasakladığını belirtiyor. Uzman ‘Öğrenciler bilgi çağında yaşıyorlar, ancak doğru bilgiden yoksunlar’ şeklinde konuştu.

 Tara’ya katılmamak elde mi?

Alıp götürüyor biliyorum, düşündürüyor biliyorum, özletiyor biliyorum, acıtıyor biliyorum ve öfkelendiriyor biliyorum şimdilere…

lib